Go to Top

1 Konu 1 Yazar: Levon Bağış, Hayat Tatlı Zehir

”rakı doldur!” dedim, “eksilmesin!”
ben bazen eksilirim biraz
aslında hepimiz eksilirmişiz biraz
bunu sonradan öğrendim

ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
bunu da sonradan öğrendim

Turgut Uyar

HAYAT TATLI ZEHİR

 

Bizim memleket biraz gariptir… Severiz tezatlıkları. Mesela üç tarafı denizle kaplı memleketimizin adında deniz geçen bir tane şehri vardır ama onun da denizle pek alakası yoktur…

O tezatlıklardan birisi de yeme-içme (daha çok içme) aleminde çıkıyor karşımıza..

İçki severlerin pirinin, belki de bu topraklarda yaşamış en büyük demcinin mezarı, öyle alelade bir mezar olarak değil de türbe olarak korunuyor hala….400 yıl önce ölmüş, içmesiyle meşhur Bekri Mustafa, Eminönü’nde bir türbede yatıyor, kapısında mermer bir levhada yazan “Bekri Mustafa Hazretleri”  ibaresi ile.

Bekri’nin hikayesi çok uzun ama ben kısaca anlatmalıyım. İçki içmesi ile meşhur  Bekri Mustafa içki yasaklarının bolca uygulandığı 4. Murat devrinde yaşamış şehrin bilinen şahsiyetlerindendir. Ölürken vasiyet etmiş ki bir meyhaneye gömülsün. Kırmamışlar Bekri’yi ve balık pazarında iki meyhanenin arasına gömmüşler.  Aradan geçen yüzyıllar içinde mezarın ziyaretçisi bol olmuş. 1930’lu yıllarda o civarda yapılan yol çalışmalarında Bekri’nin mezarını yıkıma gelenlere esnaf karşı çıkmış. Orada yatanın ulu bir şahsiyet olduğu anlatılarak mezarın kalkmasını engellemeye çalışmışlar ama olmamış. Yol açılmış. Mezar da bugün olduğu yere ‘’hazret’’ ibaresi ile taşınmış. Hala ziyarete gelenler olduğunu söylüyor, türbenin komşusu otoparkın görevlisi…

 

Belki de ‘’aziz’’ mertebesine erişmiş ilk  içki sever olsa da son değil Bekri Mustafa… En az Bekri kadar çilingir sofralarını  sevmesiyle tanınan Aydın Boysan geçen hafta ayrıldı aramızdan. Rakıya minikten de olsa dudağı değmiş herkese ‘’ah keşke şu adamla bir meyhane sofrasına otursam’’ hissiyatı yaratan bir adamdı.

 

Aydın Boysan’ın deyimi ile demciliği ile meşhur insanların bir talihsizliği var. Yaptıkları işler yerine sevdikleri şeylerden bahsediliyor tarihte. Belki de bir şeyi bu kadar seviyor olmalarına özeniyor tarihçiler.  Yaşamış en büyük astronomlardan olan, yılın uzunluğunu çağdaş bilimden neredeyse 1000 sene önce doğru ölçen, formüllerde kullanılan ‘’x’’ kavramının mucidi matematikçi Ömer Hayyam’ı da  sadece şaraba olan sevgisiyle saymamız bu nedenle herhalde.

 

Sadece rakı sevmesiyle ünlenmiş olsa da Aydın Boysan memleketin yetiştirdiği en önemli aydınlardan biriydi.  Devlet binaları, Hürriyet Gazetesi’nin binası gibi simge binalara imza atmış bir mimardı. 35 yaşında ilk defa yabancı dil öğrenmiş, 61 yaşında  gazetede yazmaya başlamış 65 yaşında ilk kitabını çıkarmış ve onlarca kitap yazmış bir yazardı ama tam bir zamane feylesofuydu.

 

Her şeyden önce Samatyalı’ ydı. Yaşı itibari ile İstanbul’un İstanbul olduğu zamanları bilirdi. Bir konuşmasında ‘’Benim zamanımda İstanbul’un üçte biri, Ermeni, Rum, Yahudi idi. Biz İstanbullular dünya vatandaşıydık’’ demişti.

 

Rakıya ayrı bir sevgisi vardı. ‘’Rakı nikahlı karım, onu diğer içkilerle arada aldattığım olur’’ demişti.

 

Benim çok sevmediğim ama onun çok önemsediği ritüeller vardı rakıda ama ortada buluşurduk bence kendi kafamda. Ne de olsa rakıya buz atılmaması konusunda ve beyaz leblebi ile rakının iyi gitmediği konusunda hemfikirdik. Diğer konularda da eğer bir masada denk gelseydik birbirimizi ikna ederdik.

 

Nesin Vakfı’nın binalarını yapan ve karşılığında da Aziz Nesin’den bir akşam yemeği isteyen, şövalye ruhlu ihtiyarlandı.

 

Bugünlerde onu kaybetmek daha zor şimdi. Rakı üretimi özelleşince söylediği laf bugün de geçerliliğini koruyor; ‘’ memlekette her şey kötüye gidiyor bir tek rakının kalitesi iyiye gidiyor’’…

 

Hayatın, tatların, paylaşmanın hakkını bu kadar verenlerin gidiyor olması adama koyuyor. O kadar dolu dolu yaşamış, hayatı tatlı bir zehre benzetmiş bir adamın arkasından yas tutmak yakışmaz tabi arda kalanlara. Yapacak tek bir şey var; Onun usulü sadece rengi dönecek kadar su katılmış buzsuz bir rakıyı boğaza karşı kaldırıp  ‘’canına değsin’ Aydın Boysan” demek…

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

18 Yaşından büyük olduğunuzu teyit etmek için lütfen doğum tarihinizi girin.

- -


“Türkiye’de son yıllarda hızla gelişen turizm ve gastronomi sektörüne hizmet vermek amacıyla hayata geçen International Wine and Spirits Academy (IWSA) bir Mey/Diageo Türkiye kuruluşudur.

Alkollü içecekler sektörü çalışanlarının kariyer ve kişisel gelişim yolculuklarında profesyonel başarı için öncü bir kuruluş olmayı hedefleyen IWSA Fermente ve distile içecekler hakkında aranılan her türlü bilginin bulunabileceği bir eğitim ve uygulama merkezi olarak Türkiye gastronomi sektörü için büyük bir açığı da kapamayı hedeflemektedir.”